Showing posts with label ordan burdan. Show all posts
Showing posts with label ordan burdan. Show all posts

Saturday, September 15, 2012

Müzik - Michael Jackson...Thriller




Herhalde gençlik yıllarında Michael'ın şarkılarını dinlemeyen yoktu! Biz ailecek anne,baba,iki küçük kız çoçuğu olarak Michael'ın hayranıydık. Özellikle kardeşimin tüm albümlerinden oluşan Michael Jackson kaset- o zaman Cd nedir bilmezdik - koleksiyonu vardı. Arabaya biner binmez babam hemen kaset çalara takardı bir Michael biz de hemen girerdik havaya...hiçbir şarkısını ezbere bilmediğim halde her şarkısına eşlik edebilirim. Kendimce anladığım kadarıyla söylediğim şarkıları vardı o zaman. 

Kısa bir anı: Üniversite ilk yılım ben Caco ile yeni tanışıyorum. O kadar kendimden eminim ki Michael Jacksonın şarkısını söylüyorum. Tabii Caco sırımsırımsırıtıyor anlam veremiyorum. Hatta hadi bir daha söyle diyor. Ben de tamam diyip havalı havalı söylüyorum. Meğer güzel söylediğimden değil de söylediğim sözlerden dolayı söylememi istiyormuş. Yani anlayacağınız ben yine kendimce yalan yalnış söylüyorum ve hala daha o şarkıyı öyle söylerim hangisi mi? SMOOTH CRIMINAL

Peki ben nasıl mı söylüyordum nakaratı...işte böyle:=) 
enigici voki enigici voki 
ar yu voki yeni 
hupi supi huppp criminıl....

ve bunları bağıra bağıra havalı kendimden emin hafif bir dans eşliğinde söylediğimi düşünürseniz gayet güzel bir sahne oluşuyor. Gerçi sırf bu Michael'ın şarkısı için değil küçükken Sezen Aksunun şarkılarının sözlerini de anlayamaz atardım. Sizin de var mı böyle anılarınız:=)

Ama sizinle Thriller videosunu paylaşacağım, hafif sinema keyfi tadında iyi seyirler ve iyi dinlemeler:) 



İllüstrasyon: BuBu

Thursday, September 6, 2012

Kara kedi görmek uğursuzluk getirir mi?


Olé ile kendi aramızda acaba bu neden böyle şu neden böyle derken fikir anası olarak Olé dedi ki: Kara kedi görmek neden uğursuzluk getirir derler?
Ben de bu soru üzerine ufak bir araştırma yaparak bu sorunun cevabını bulmaya çalıştım.

Günümüzde çok yaygın olan batıl inançlardan birisi "Kara kedi görmek uğursuzluk getirir" inancı.  Belki de kara kediciklerin hiç bir suçu yoktur. Tek suçları, biri şansız bir durum yaşarken ordan geçiyor olmaları ve bunun sonucunda bu şansızlığın kara kedi gördüme kadar uzanmasıdır - ki büyük ihtimal ile böyle. Yoksa renkleri sırf kara diye bu kediciklere haksızlık etmek biraz insafsızca bir de siyah renk hep benim için gücü simgeler o  da karşı tarafta bir korku yaratıyor olabilir...

Neyse iç sesimi konuşturduktan sonra biraz da geçmişten günümüze bu konu hakkında neler olmuş bir göz atalım. İlk olarak hristiyanlığın yükseldiği dönemlerde bu inanç yayılmaya başlamış. Hristiyanlık yayılmaya ve kendinden önceki kültürlerin sembol olarak kabul ettiği şeylere kötü anlamlar yüklemeye başladığında insanların kara kedilere bakış açısı değişmeye başlamış. Hristiyanlığın; inatçılık, özgürlük gibi karakter özelliklerine şeytani anlamlar yüklemesi ve kara kedilerin geceleri şeytana dönüştüğü gibi inançların kilise tarafından Avrupa'ya yayılması insanların bu hayvanlara olan nefretini iyice arttırmış. Hatta evinde kedi besleyen binlerce kadın; cadı ya da büyücü olduğu gerekçesiyle kedileriyle birlikte yakılarak öldürülmüşler. İyi ki o dönemde yaşamıyordum yoksa erkenden dünyaya veda etmek zorunda kalırdım kedi sevgim yüzünden:(

Bir başka görüşe göre - çok uzun seneler evvel doğada yaşadığımız dönemde- en çok sayıda insan ölümüne sebep olan ailenin kedigiller olması ve bu durumun insan tarafından zamanla iç güdüselleştirildiği; toplumda kedilerin uğursuz sayılması inancının yayılmasında bu durumun da etkisi olabileceği düşünülüyor.

Milattan önce 3000 yıllarında kedi Mısırlılarda evcilleştirilmeye başlandı ve her renkten kedi aileler için kutsal sayılıyordu. Ailenin kedisi öldüğü zaman, aile yas tutardı ve kedinin ölüsünü mumyalaştırırdı. Başta doğu ülkeleri olmak üzere, kedilere olan saygı uzun yıllar sürdü. Ortaçağa doğru artan nüfus artışı kedilerde de görüldü ve zaman içerisinde değerlerini yitirmeye ve kutsal görülmemeye başlandılar. 

Peki uğursuz olduğunu düşünen biri bu uğursuzluğu başından savmak için ne yapıyordu? 
Kara kedi görüldüğünde yürüyerek bir çember çizilmesi ve  görüldüğü yere dönüp 13'e kadar sayılması. Ya da saçını çekmek.

Peki ben mi ne yapıyorum kara kedi gördüğümde...koşarak onu kucaklıyorum ve seviyorum. Ha kara ha beyaz olmuş ne fark eder özünde kedi işte. Aynı bizim gibiler sarışın, esmer, kumral...Çeşitlilik güzeldir. Sadece dilden dile söylenişi değişiyor o kadar:=) İşte aşağıda bir kaç örnek sizler için...



Yazıların tam okunmama olasılığını göz önüne alarak sol üstten başlayarak isimleri tekrardan yazıyorum. Der schwarze Kater - il gatto nero - Kara Kedi:) - The black cat...

Hmmm peki Kara Kedi denilince benim aklıma neler geliyor dersek:

  • Kara Kedi (İng. The Black Cat) Edgar Allan Poe tarafından yazılmış kısa öykü. Ayrıca aynı isim ile filmi de çevrilmiştir. Ne yazık özgün öykü ile çok az ortak noktaya sahipti.
  • Emir Kusturica'nın Ak kedi, Kara Kedi filmi- ki kendisi benim favori listemde ilk üçte yer alır. Muhteşemdi. Kesinlikle izlemediyseniz muhakkak izlemelisiniz. Keyif ile izleyeceğinizden eminim.
  • Veee evimizin sevimli üyesi İncir bey tabii ki. Kendisi tamamen kara olmasa da yüzü ve patileri kara, sevimli mi sevimli bir kedicik. 


İllüstrasyonlar&Fotoğraf: BuBu
Kaynak: Ekşi Sözlük ve Vikipedi'den genel olarak bilgi alınmıştır.

Friday, July 13, 2012

Veeee karşınızda çekiliş sonuçları!!!

Merhaba arkadaşlar an itibari ile çekilişi yapıp hemen fotoğrafladım. Tamamen tarafsız yapılmış bir çekiliştir. hepimizi arkasında bırakarak ilk sırada yer alan Sevgili Başağı tebrik ediyoruz ve önümüzdeki ay 11 tane mektup kendisine gelsin diyerek klübümüzü hayata geçiriyoruz:=)

Sevgili Başak, adresini daha önceden oluşturduğumuz mail altında hepimize yollamanı rica ediyorum ki simdiden hazırlıklarımızı yapmaya başlayalım mağlum Amerika'dasın bizim mektupların ulaşması sana uzun sürebilir:=)

Yeni klübümüz tüm arkadaşlara hayırlı olsun diyerek aşağıda size hangi ay kime mektuplarımızı yollayacağımıza dair listeyi yolluyorum.



Sevgiler,
BuBu

Sunday, May 6, 2012

Yaratıcı Markalar: Very French Gangsters...

Gözlük delisi ben internetde gezinirken bu sevimli markaya rastladım. Ne yazık ki kendileri sadece çocuklar için gözlük tasarlıyor. Yoksa balıklama hemen şeffaf çerçeveli olana atlıyacaktım. Belki sesimi duyarlar, biz koca çocuklar için de yaparlar:=) 


İşte bu sevimli gözlüklerin yaratıcıları .... kendileri de tasarımları kadar sevimliler değil mi ama?


Kaynak: veryfrenchgangsters
For English please click CosieCosie

Friday, October 28, 2011

Mercedes-Benz Müzesi {Stuttgart}




Geçen hafta gittiğimiz Mercedes-Benz Müzesi gezimizin sonrası anladım ki bu müze bir araba müzesinden beklenilenin daha fazlasını ziyaretçilerine sunuyor. Tek kelimeyle harikaydı. Ulaşım araçlarının tarihi gelişimi reimler eşliğinde sizi sıkmadan içine alıyor. Ben ki arabalardan hoşlanmayan biriyimdir ama ben bile bu gezimizde çok keyif aldım.

Yolunuz Stuttgart'a düşer ise muhakkak uğramanızı tavsiye ederim.

Fotoğraflar : CaCo
For English please click CosieCosie.

Sunday, April 10, 2011

İstanbul Hatırası



Gecesi sünbül kokan
Türkçesi bülbül kokan,
İstanbul,
İstanbul...

Necip Fazıl Kısakürek - Canım İstanbul Şiirinden...



Gitmek isteyenler için duyurulur Perşembe günleri giriş ücretsiz arkadaşlar, gittiğimiz gün en çok Yao Lu'nun yeni Manzaraları adlı sergiyi beğendim...22 Mayıs'a kadar devam edecek....

























Eeee O kadar çok gezdik ki karnımız açıktı. Ne yapalım , nerde ne yiyelim derken Olé'cimin önerisi üzerine Taksim yolunu tuttuk... Çok şirin ve huzur dolu bir mekanda yemek yemek üzere sandalyelerimize kurulduk...


























Dile kolay bir yıldan daha bile fazla görüşmemiz özlem gidermenin yanında ufak dedikodularda yapılacak, değil mi ama:=)



























Yemekler çok lezzetli, sohbet de çok hoştu ....




Açız açız derken eskilerden bir ara duyduğum bu filmin şirin bir sahnesini de sizinle paylaşmadan geçemedim...iyi eğlenceler....



Veeee günün sonunda gülen yüzler, mutlu son!

Fotoğraflar : CaCo

Thursday, February 10, 2011

İnga İnga...ne demek istiyor acep?


























Ah annecik biliyorum yeni doğum yaptın, 9 ay o zorlu yolculuktan sonra nihayet yavrucuğuna kavustun ama daha o zorlu yol bitmedi ki! Asıl simdi başlıyor asıl zorluklar...bu yeni üye sizin dilinizi bilmiyor ilk öncelikle onu anlayabilmek için onun dilini çözmen gerekecek...Biliyoruz yoruldun biraz kendine zaman ayırmak istiyorsun hatta bu zorlu süreçte psikolojik olarak zaman zaman bu durumu kaldıramadığın anlar da olmuştur ama bu küçük misafirin suçu ne...Onun dili biraz karmaşık hatta dilinde genelde hep aynı kelimeler var amaaaa işin zor yanı bu bir tane kelime ya da ağlama sana birden çok şeyi ifade edebiliyor işte burda zorluk başlıyor. Sen gayret edip her yolu deneyip onun ihtiyacını bulman lazım annecik. Annelik öyle doğurdum bitti demek ile olmuyor. Buna gerçekten hazır olduğunu hissettiğin anda bu yola baş koymalısın ...çünkü bu yol hem uzun bazen de yıpratıcı olabiliyor. Ben 28 yaşındayım ama hala daha anneciğim benim için çırpınıyor ki evliyim de , acaba iyi midir, bir sıkıntısı var mıdır diye düşünüyor...ama ne anneler gördüm...ne annler...sırf moda diye evet yanlış duymuyorsunuz bebek sahibi olmak bu son senelerde revaçta onlarda bu kulvara katılıyor sonra ne mi oluyor? Çoğunluk altından kalkamıyor...küçüçük bebek daha bir kaç aylıkken bakıcının eline bırakılıyor , yavrucak anne kokusu,sevgisi ve sefkatini tatamıyor bile...anne ise hemen aldığı kiloları nasıl verebilirim diye düşünüyor gayet normal...ben çalışan kadının sırf cocuk sahibi oldu diye sonradan işini bırakması taraftarı değilim ama en azından bir yıl ya da iki yıl birebir bebek ile ilgilenmesi taraftarıyım. Benim annem çok büyük fedakarlık yaparak hatta kendinden vazgeçerek hiç çalışmaya devam etmemeiş biz doğduktan sonra bu çok büyük bir fedakarlık ama bence anne belli bir süre sonra kendi hayatına devam edebilmeli.

Trendeyken yukardaki çizimleri yaptım...bir kaç gün öncesinde tanık olduğum bir durum. Bebek deli gibi ağlıyor sonra bir ara durup etrafa bakıyor onu dinleyen var mı diye...bu arada anne ayna karşısında süsleniyor tabii ki en doğal hakkı ama tek düşüncesi ne giyiyim ne sürüyim çünkü biraz sonra arkadaşları ile buluşacak. Bebek ise bakıyor kimse gelmiyor derdine çare bulmaya bir daha avazı çıktığı kadar bağırıyor. Ama anne de tık yok...bebeğin yanından geçtiğin zaman aslında ne derdi var çok rahat herkes anlayabilir...koku heryeri salmış...o da zaten ağlayıp ağlayıp durduğu zaman aptalmısın be kadın anla artık der gibi bakıyor...benim içim cız etti...meğer kadın arkadaşları ile buluşmaya giderken bakıcı gelecek o yüzden annecik neden elini kirletsin ki, neden zahmete girip bebeğin bokunu temizlesin nasıl olsa bakıcı yapar....tarafsız anlatıyorum bunları,sakın yanlış anlamayın anne'ye nasıl kızabilirim ki!!!

Tüm Annlere ve anne adaylarına kocaman sevgilerimizi yolluyoruz....

Not: Anne olmak isteyen arkadaşlar tamam çok güzel etrafta bir sürü genç anne görüyoruz ama bu gösterildiği gibi çok kolay bir yol değil karar verirken bir kaç kez düşünmenizi tavsiye ediyorum ki o yavrucak sonra rezillik çekmesin.

Illustrasyon: BuBu