Showing posts with label Karalamalar. Show all posts
Showing posts with label Karalamalar. Show all posts

Thursday, September 6, 2012

Kara kedi görmek uğursuzluk getirir mi?


Olé ile kendi aramızda acaba bu neden böyle şu neden böyle derken fikir anası olarak Olé dedi ki: Kara kedi görmek neden uğursuzluk getirir derler?
Ben de bu soru üzerine ufak bir araştırma yaparak bu sorunun cevabını bulmaya çalıştım.

Günümüzde çok yaygın olan batıl inançlardan birisi "Kara kedi görmek uğursuzluk getirir" inancı.  Belki de kara kediciklerin hiç bir suçu yoktur. Tek suçları, biri şansız bir durum yaşarken ordan geçiyor olmaları ve bunun sonucunda bu şansızlığın kara kedi gördüme kadar uzanmasıdır - ki büyük ihtimal ile böyle. Yoksa renkleri sırf kara diye bu kediciklere haksızlık etmek biraz insafsızca bir de siyah renk hep benim için gücü simgeler o  da karşı tarafta bir korku yaratıyor olabilir...

Neyse iç sesimi konuşturduktan sonra biraz da geçmişten günümüze bu konu hakkında neler olmuş bir göz atalım. İlk olarak hristiyanlığın yükseldiği dönemlerde bu inanç yayılmaya başlamış. Hristiyanlık yayılmaya ve kendinden önceki kültürlerin sembol olarak kabul ettiği şeylere kötü anlamlar yüklemeye başladığında insanların kara kedilere bakış açısı değişmeye başlamış. Hristiyanlığın; inatçılık, özgürlük gibi karakter özelliklerine şeytani anlamlar yüklemesi ve kara kedilerin geceleri şeytana dönüştüğü gibi inançların kilise tarafından Avrupa'ya yayılması insanların bu hayvanlara olan nefretini iyice arttırmış. Hatta evinde kedi besleyen binlerce kadın; cadı ya da büyücü olduğu gerekçesiyle kedileriyle birlikte yakılarak öldürülmüşler. İyi ki o dönemde yaşamıyordum yoksa erkenden dünyaya veda etmek zorunda kalırdım kedi sevgim yüzünden:(

Bir başka görüşe göre - çok uzun seneler evvel doğada yaşadığımız dönemde- en çok sayıda insan ölümüne sebep olan ailenin kedigiller olması ve bu durumun insan tarafından zamanla iç güdüselleştirildiği; toplumda kedilerin uğursuz sayılması inancının yayılmasında bu durumun da etkisi olabileceği düşünülüyor.

Milattan önce 3000 yıllarında kedi Mısırlılarda evcilleştirilmeye başlandı ve her renkten kedi aileler için kutsal sayılıyordu. Ailenin kedisi öldüğü zaman, aile yas tutardı ve kedinin ölüsünü mumyalaştırırdı. Başta doğu ülkeleri olmak üzere, kedilere olan saygı uzun yıllar sürdü. Ortaçağa doğru artan nüfus artışı kedilerde de görüldü ve zaman içerisinde değerlerini yitirmeye ve kutsal görülmemeye başlandılar. 

Peki uğursuz olduğunu düşünen biri bu uğursuzluğu başından savmak için ne yapıyordu? 
Kara kedi görüldüğünde yürüyerek bir çember çizilmesi ve  görüldüğü yere dönüp 13'e kadar sayılması. Ya da saçını çekmek.

Peki ben mi ne yapıyorum kara kedi gördüğümde...koşarak onu kucaklıyorum ve seviyorum. Ha kara ha beyaz olmuş ne fark eder özünde kedi işte. Aynı bizim gibiler sarışın, esmer, kumral...Çeşitlilik güzeldir. Sadece dilden dile söylenişi değişiyor o kadar:=) İşte aşağıda bir kaç örnek sizler için...



Yazıların tam okunmama olasılığını göz önüne alarak sol üstten başlayarak isimleri tekrardan yazıyorum. Der schwarze Kater - il gatto nero - Kara Kedi:) - The black cat...

Hmmm peki Kara Kedi denilince benim aklıma neler geliyor dersek:

  • Kara Kedi (İng. The Black Cat) Edgar Allan Poe tarafından yazılmış kısa öykü. Ayrıca aynı isim ile filmi de çevrilmiştir. Ne yazık özgün öykü ile çok az ortak noktaya sahipti.
  • Emir Kusturica'nın Ak kedi, Kara Kedi filmi- ki kendisi benim favori listemde ilk üçte yer alır. Muhteşemdi. Kesinlikle izlemediyseniz muhakkak izlemelisiniz. Keyif ile izleyeceğinizden eminim.
  • Veee evimizin sevimli üyesi İncir bey tabii ki. Kendisi tamamen kara olmasa da yüzü ve patileri kara, sevimli mi sevimli bir kedicik. 


İllüstrasyonlar&Fotoğraf: BuBu
Kaynak: Ekşi Sözlük ve Vikipedi'den genel olarak bilgi alınmıştır.

Tuesday, August 14, 2012

80'ler - Laura Branigan...Self Control



Lise ve Üniversite yıllarımda severek dinlediğim şarkıları defterime not etmeye, ederken de şarkıcıları resmetmeye devam ediyorum. 
Laura Branigan, 3 Temmuz 1957’de New York şehrinin dışında yer alan Brewster bölgesinde dünyaya geldi. Self Control(1984) Laura'yı unutulmaz yapan albümlerden biri. Hatta ben küçükken bu Albüm bizde vardı ama devamlı taşına taşına bir çok eşya gibi albümlerin çoğu da kayboldu:( Hemen hemen her şarkısını keyifle dinlediğim Laura Branigan maalesef 26 Ağustos 2004 tarihinde uykusunda geçirdiği beyin kanaması sonucu hayata veda etti. Ayrıca sanatçının 4 Grammy ödülü bulunmaktadır.
Kulağınızın pasını silmek ve bir kez daha Laura Branigan'ı hatırlamak adına aşağıdaki videoyu sizlerle paylaşıyorum. Eminim dinler dinlemez siz de gözlerinizi kapayıp bir anda geçmişe döneceksiniz. İyi dinlemeler!



İllüstrasyon:BuBu
For English please click CosieCosie.

Tuesday, March 6, 2012

Çantamın içinde neler var....

İllüstrasyon: BuBu
For English please click CosieCosie.

İzlerken müziği dinlemeyi de ihmal etmeyin =^_^=

Thursday, March 1, 2012

Illustration Friday: {Capable}-Yetenekli, Becerikli

"Kızkardeşimin desteği ile kendimi yoluma çıkan tüm engelleri aşabilecek kadar güçlü hissediyorum."


İllüstrasyon: BuBu
For English please click CosieCosie.  

Saturday, December 24, 2011

Günün İllüstrasyonu: Mutlu Noeller...



İllüstrasyon: BuBu

Bu sevimli illüstrasyona sahip olmak istiyorsanız, tık tık
For English pls click CosieCosie

Friday, December 9, 2011

Thursday, December 1, 2011

İllüstrasyon: Mr.Bookworm

İllüstrasyon : BuBu

Bu sevimli illüstrasyona sahip olmak istiyorsanız, hadi tık tık
For English please click CosieCosie

Sunday, June 26, 2011

Hastayım!!!Ühühüh



Hastayım hem de çooook hastayım:( İki haftadır bir türlü iyileşemedim. Yatakta yatarken can sıkıntısından ya çizim yapıyorum ya da film bakıyorum başka elimden gelen birşey maalesef yok...umarım en kısa zamanda iyileşirim.

Çizim: BuBu =^_^=

Tuesday, June 21, 2011

Karalamalar...{ 21.06.2011 }

Geçen hafta Kopenhag gezim sırasında, otobüs yolculuğunda sıkıldığım bir anda çizdim bunu. Biran kendimi diğer insanlara mutluluk oyunu oynatan balonlarla bağlanmış gidiyor gibi hissettim. Bazen gerçek bazen yalan...garip bir his. Bazen en mutlu olmam gereken anlarda karamsarlığın dibine vuruyorum.

Derin düşüncelere dalıyor, cevabı olmayan sorulara cevap bulmaya çalışıyorum. Boğuluyorum ama ölemiyorum. Gitmek istiyorum ama gidemiyorum...kalmak istemediğim halde kalıyorum. Bu da benim bu aralar içinde bulunduğum ruh halim.


Diyorum ya bazen karanlık sularda yüzmek , hatta dibe dalmak için illaki de bir nedenimin olmasına gerek yok.










Eskiz BuBu

Mimari Çizimler { 21.06.2011 }





Çizimler BuBu

Tuesday, February 8, 2011

....ne fark eder ki?



Adım Sam ya da Selim ne fark eder ki! Sıfatlar neden bizim için bu kadar önemli ki! Zengin ya da fakir, kız ya da erkek, Türk ya da Alman fark eder mi? Etmez diyorsunuz de mi etmez diyoruz da gerçek hayatta işte öyle değil. Hem de nasıl farkediyor. Kimisi hala daha 21.yüzyılda sırf bayan olduğu için bir sürü zorlukla karşı karşıya geliyor. Kimi ülkeler güya barış canlısı gözüküp doğu ülkelerini savaşçı, barbar gösterip aslında kendileri içindeki barbarı saklıyor. Uluslararası olmaktan yanalar ama ayrımcılık her noktasında hissediliyor. Bugüne kadar ben bu ayrımcılığı yaşamadım ama gözlemledim,içim acıdı. Hala içimdeki insani duyguların verdiği duyarlılıkla içim acıdı, insanların içindeki vicdanın öldüğünü gördüğüm an da ben de öldüm yeniden dirildim bir umutla. Aslında değiştirebiliriz bu dünyayı diye. Aclıktan bir sürü çocuk ölürken,sokaklarda can çekişirken ,bir sürü ünlü marka çantası , ayakkabısı varken bir yenisini moda diye alamadığı için üzülen,kahrolan insanlar gördüm. Otobüste herkesin görmezden gelip düşen birine nasıl yardım etmedigini gördüm. Başarılı bir iş yapılıp takdir alındığında birdenbire herkesin en iyi arkadaş görünümüne büründüğünü gördüm.

İsmim Sam ya da Selim ne fark eder ki! Soruyorum bu soruları kendime,neden böyle diye! Ama bir cevap bulamıyorum. Bir gün belki bir cevap bulma umudu ile...

Sevgiler,
Sam ya da Selim ne fark eder ki!